Odanın Adaleti Mi, Adaletin Odası Mı

SMMM Mahir ALTUĞ

Yazarın şu ana kadar yazılmış 1 makalesi bulunuyor.
  • 01 Mart 2014
  • 1.769 kez görüntülendi.

Evrende her şey zıddıyla bilinir. Gece olmadan gündüz, karanlık olmadan aydınlık,kötü olmadan iyi,eğri olmadan doğru kavramlarının algılanması beklenemez. Dünyanın kuruluşundan bu yana bu zıtlık ve tezatların oluşturduğu uyum takdir edersiniz ki Habil ve Kabil Kardeşler’den günümüze pek de güzergah değiştirmiş değildir.‘Adalet’ denildiği zaman; doğru düşünebilen beyinlerdeki temel yargı nesnel; yani, herkese göre değişmeyen, ‘sana göre, bana göre’ şeklinde bir format yorumuna meydan bırakmayan, ispatlanabilir bir kavram akla gelir. Bu kavram, sonuçları itibariyle de oldukça somut ve aksi bir durumda telafisi pek de mümkün olmayan bir gerçekliktir. Keza bu söylemler, adalet kadar adaletsizlik için de genel geçer bir kuraldır. Şahıslar bazında yaptığımız değerlendirmeleri aynı zamanda kurumlar açısından da yapmak mümkündür. Bütünden parçaya veya parçadan bütüne, zerreden küreye, makrodan mikroya ya da tam tersi… Ne olursa olsun, varacağımız yer değişmeyecektir: Adalet ya vardır ya da yoktur. İkisi arasında bir alternatif söz konusu dahi olamaz.
Hepimizin de bildiği gibi, ahlakın olmadığı bir yerde adaletten bahsetmek mümkün değildir. Ahlak kavramı bir kurallar bütününden oluştuğuna göre, bu kuralları hayata geçirmek de bir disiplin meselesidir. Var olduğu yerde kendini kaim kılan bu kurallar bütünü, yönetenlerin disiplinsizlik hallerine düşmesi durumunda, yapılacak yanlış hamlelerle domino taşı etkisi göstererek kendilerini yerle bir edecektir. Birtakım paronayak zihniyetlerin kendi tekelinde zannettiği ve çığırtkanlığını
yaptığı ‘Rabbena, hep bana’ şeklindeki bir adalet(!) algısının bir gözü bilerek kör edilmiş, bir ayağı da sahte dilencilerden esinlenilerek topallaştırılmıştır. İşin trajik yanı bu kadarla kalsa… Bir de bunu şapkadan tavşan çıkarma kurnazlığıyla, tabiri caizse yutturarak marifetmiş gibi sunmaları da cabası. Artık kabak tadı kıvamıyla birilerine şapır şupur, birilerine yarabbi şükür devri miadını çoktan doldurmuştur. Etik kurallar, eylem söylem, haksız rekabet, sosyal adalet vb. şeklinde ezberletilmiş birkaç janjanlı sözle ahlaklı olunmadığı gibi, adaleti de tahsis etmiş olmuyorsunuz. Bu ve benzeri çürümüş ve kokuşmuş rollerin tedavülden kalkma zamanı geldi de geçiyor. Tasfiye edilmesi gereken
şahıslardan ziyade, aslolan zihin bulanıklığı ve öngörü kaybına eşlik eden bu hastalıklı zihniyetten topyekün kurtulmak…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ